Çocuğunuza ilk günden itibaren verdiğiniz sevgi, onun yetişkin bir birey olduğunda sorunlarla daha iyi başa çıkmasına yardımcı oluyor, onu stresten hatta hastalıklardan bile koruyor.
Söylenenlerin aksine ilgi ve sevgi bebekleri şımartmaz. Bebeklerin özellikle anneler ile bağ kurmaya ihtiyaçları vardır. Bebeğinizin doğumundan itibaren ona sevginizi göstermekten, öpmek ve kucaklamaktan asla endişe duymayın. Böyle yaparak bebeğinizin ilerideki yaşantısından insanlarla iletişimine katkıda bulunmuş olacaksınız.
Aşağıda sizlerle bir örnek araştırmayı paylaşmak isterim;
Amerika’nın Rhode Island Eyaleti’nde araştırmacılar yaklaşık 500 anne ve 8 aylık bebeklerinin katıldığı geniş kapsamlı bir araştırma ile anne ve bebekleri arasındaki duygusal bağı incelediler. Psikologlar annelerin bebeklerine davranışlarını inceleyip değerlendirdiler ve çocuklarının duygusal ihtiyaçlarına nasıl tepki verdiklerini gözlemlediler. Araştırma sonucunda her 10 anne-bebekten yaklaşık birinde annenin bebeğine gösterdiği ilgi ve şefkati \"az\", yaklaşık yüzde 85'inde \"normal\", yüzde 6'sında ise \"fazla\" buldular. Bu araştırmaya bebekken katılan kişiler 30 yaşında tekrar teste tabi tutuldu. Bebekken annesinden yeterli şefkati ve ilgiyi gören kişilerin stres, kaygı ve saldırganlık düzeyinin diğerlerine oranla daha düşük olduğu belirlendi. Ayrıca bu kişilerin hayatla mücadele edebilme yeteneklerinin ve zorluklara karşı direnebilme güçlerinin yeterli ilgiyi görmemiş bireylere göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Bilim adamları, bebeğin hayattaki ilk anlarını temel alarak yaptıkları bu araştırmada erken çocukluk döneminin yetişkinlik dönemine etkilerine dikkat çekiyor ve bebeklik anılarının ilerideki yaşantılarından onları hayata karşı daha dirençli ya da hassas hale getirebildiğini vurguluyorlar.
Çocuğunuzun doğumundan itibaren ona sarılarak, öperek ve dokunarak sevginizi her fırsatta hissettirin çünkü bu onun yetişkin bir birey olduğunda hayatını olumlu yönde etkileyecek. Genel kanının aksine ilgi ve sevgi bebekleri şımartmaz. Bebeklik döneminde anne ile kurulan bağ, çocuğun gelecek yaşamında diğer insanlarla iletişimine katkıda bulunuyor ve onu hayata karşı daha dirençli kılıyor.
Günlük hayatta annelerin sık sık duyduğu iki kelime; “Şımartma” ve “kucağa alıştırma”. Psikolojik açıdan sağlıklı ve güçlü çocuklar yetiştirmek istiyorsak, ilk önce onları şımartmaktan duyduğumuz korkuları sorgulamamız gerekir. Müsamahakar aile oldukları için suçlanan ebeveynler… Müsamahakar olmak insanların sandığının aksine hiçbir şeye karışmayan, müdahale etmeyen bir ebeveynlik değil çünkü bilmeliyiz ki, “Ne istiyorsan yap” ile “ben senin yerine halledeyim” arasında ince ve dengeli bir yol var. Buna hoşnutsuzluk geliştirmiş insanlar yeni bir suçlama ürettiler. Bu tür ebeveynlik artık narsist insan yaratmakta. Fakat, narsistliği yaratan unsur tamamen ebeveynin sevgi ve empati göstermemesi soğuk, ilgisiz aile ortamıdır. Çünkü biliyoruz ki, insanın kendini kusursuz ve ihtişamlı görmesi aslında çocukken yoksun kaldığı ilgi ve sevgiyi telafi etme çabasıdır. Asıl önemli olan, çocuğun ihtiyacını anlayıp, giderebilmek. İhtiyacı anlamak bu noktada çok önemlidir. Hiçbir şeye karışmayan aile değil de sıcaklık ve sevgiyle uyguladığı için çocuklar tarafından anlaşılırdır. Çocukları kendi ayakları üzerinde durmak için tüm olumsuz duygulara ve hayal kırıklığına maruz bırakmak, gelecekte daha da olumsuz deneyimler yaşama olasılığına hazırlanmalarını sağlamaz. Düş kırıklığı ve başarısızlık yine bunları doğurur. Ayrıca bize ihtiyaç duymasına ihtiyacımız olduğunda değil, kendisinin bir ihtiyacı olduğunda yanında bulunacağımızı da bilmelidir. Bu destek, güven duygusu yaratır. Çocukları desteksiz ve şefkatsiz bırakmamak dileğiyle..